1992 yılında Yeni Zelandalı Jillian Sawers İstanbul'da 'Sincerity' ('Samîmiyet' ya da 'İhlâs') üzerine verdiği bir konferansta “Yüzüklerin Efendisi” adlı romanın kahramanı King Aragorn'un Wizard'ının Gandalf; “King Arthur” efsânelerinin kahramanı King Arthur'un Wizard'ının ise Merlin olduğuna değinmişti. King ya da Kral bizim rûhumuzu temsîl etmekteydi. Wizard ya da Bilge ise bizim içimizdeki bilgeliği temsîl etmekteydi. Samîmî ya da İhlâs ile yaşamak ise, içimizdeki bilgeliğin sesini duyup ona uyarak yaşamak anlamına geliyordu.
1993 yılının sonlarında Turgay Kürüm'ün Hürriyet Gazetesi'nin Pazar ekinde okuduğu bir yazı, Runik Fal'dan söz ediyordu. Runik denen şey, Vikinglerin Yazı Sistemi idî. Turgay Kürüm okuduğu bu yazıda gördüğü Semboller'inbizim Orhun Yazıtlarına çok benzediğini farketti. Bunları neden okuyamıyorlar diye merak etmekten sabaha kadar uyuyamadı. Ertesi günden itibâren Göktürk Alfabesi'nin sistemine göre okumağa çalıştı ve sonunda başarılı oldu.
Yıllar sonra internet sayfalarında Viking Tanrısı Odin'in Türk olduğuna dâir haberler yayınlanmağa başlandı. Haberin kaynağı Profesör Sven Lagerbring idî. Primitive Norse Stones'un ve Central Asian Göktürk Monuments'in dilleri ve sesleri üzerinde yapılan araştırılar, onların form farklılıklarıyla birlikte Runes Harflerini temsîl ettiklerini göstermişti. Orhun Yazıtları'nın keşfedilişi de bu sürecin bir parçasıydı. Heredot tarafından İskit Halkına verilen adın, TYRKAE ya da TURKAE olduğu hakkında yazılar gündem'e geldi. Thucydides'e göre pre-Hellenik yerleşimciler olan ve Arnavutların, Romanyalıların ataları olan Pelasgların (Pelasgian) TYRRHENIAN'lar olduğu gündem'e geldi. Achiles'in Trojan Savaşı'nda Pelasgların (Pelasgian) Mother Goddess'i (Ana Tanrıça) JOVE'ye ve THETIS'e yakardığı gündem'e geldi.
Joshua Abelson“Jewish Mysticism/An Introduction to the Kabbalah” (“Yahûdî Mistisizmi’ne Giriş: Kabbalah”) adlı, 1913 yılında basılmış olan kitâbında bize Kabbalah Bilgeliği’ni tanıtmaktadır. Yaşamımızın bâzı temel sorularına cevâplar sunmaktadır. Neden varız? Yaşamlarımızın amacı nedir? Nereden geldik? Nereye bağlıyız?
Joshua Abelson’a göre her nefsin kaynağına duyduğu iştiyâk, Tanrısal Sevgi’nin ya da Aşk’ın (Amor) kaynağıdır. Kim olduğumuz, nereden geldiğimiz ve nereye bağlı olduğumuz, aşağıdaki paragraflarda bir nefs yolculuğu olarak açıklanmaktadır.
Shekinah, Tanrısal Varlık ve Huzûr’dur. Zohar metinlerinde Kraliçe (Queen) olarak da anılır. Görkem ondan gelir. Talmudik metinlerde insânın ölüm ânında Shekinah’ı gördüğü yazılıdır. Shekinah’ın görülüşü, nefsin yüksek düzeyi olan Neshamah için eve dönüş sinyalidir. Nefsin evi, Evrensel Nefs’tir. Dünyâsal beden içinde eğitimini tamâmlayanların döndükleri yerdir. Semâvî Kral’ın sarayıdır. Neshamah tekrâr kaynağına tırmansın ve onunla birlik hâline gelsin diye, öncesinde nefs bir sâfiyet ve kemâlât kazanmak zorundadır, çünkü Tanrısal Olan ile insânî olan arasındaki paydaşlık, insânî olan günâh ile kaplı olduğunda bozulmaktadır.
Ruth Rusca’nın “Tanrıça Gizemleri” (Ayna Yayınevi, 2012) (“Feminine Mysteries in the Bible”, 2008) adı ile Türkçe’ye kazandırılan kitâbının önsözünü yazan Chiristine Downing, yakın arkadaşı Ruth’un, Kutsal Kitâp’ta yer alan, Yahûdî olmayan dört kadının hikâyesini araştırış yolculuğunun sâikini çok yakînen biliyordu. Ruth Rusca, ameliyât ile rahmi alındıktan sonra, adetâ bir ‘çağrı’ almış gibi, ânî ve gizemli bir şekilde, Bâkire Meryem’in lekesiz ya da ‘İlk Günâh’tan ârî olarak’ anne rahmine düşüş miti tarafından çekildiğini hissetmişti. Ruth’un bu arayış ve anlayış yolculuğu, yaklaşık yirmibeş yıl süresince daha da derinleşmişti. Son onbeş yıl içinde gerçekleştirdiği workshopların da buna katkısı olmuştu.
Anadolu’daki Ana Tanrıça figürlerinden biri Aphrodite’dir. Arkeolojik kazılarda bulunan bir heykelde, TanrıçaAphrodite sağ elini bir Roma kralının başının üzerine koyarak, onu kutsamakta, toprak ve su unsurlarının bereketlerini aktarmaktaydı. Ataerkil monoteizm tarafından reddedilen Tanrıça enerjisi, aslında Kutsal Kitâp içindeki metinlerde, her biri İbrânî dünyâsının dışından çıkıp gelmiş olan Kenanlı Tamar, Kenanlı Rahab, Moavlı Ruth ve Hititli Bathsheba’nın hikâyelerinde varlığını sürdürmüştü. Hava ve ateş unsurları ile sembolleştirilen Baba Tanrı’nın bir insân oğlunda enkarne oluşu gibi; toprak ve su unsurları ile sembolleştirilen arkaik Ana Tanrıça da bir insân kızında enkarne olmuştu. Tanrıça güçlerinin sınırsız bir şekilde işlediği büyükanneleri olan Kenanlı Tamar, Kenanlı Rahab, Moavlı Ruth, Hititli Bathsheba’dan akan dört enerji akımının damıtılmış hâli olarak beşinci arketip olan Bâkire Meryem, Tanrıça’nın bireyleşmiş kızı idî. Ruth Rusca’ya göre, bu dünyâdaki nefs yolculuğumuzun hedefi, Tanrıça’nın kızı Meryem’e içimizde, nefslerimizde hâmile kalmaktı. Altıncı arketip ise Mecdelli Meryem idî. Mecdelli Meryem rûhsal ve cinsel bütünlük, yaşam ve doğurganlık güçleri ile dolu idî.
Gelin en başından başlayalım. Etnologlar ve târihçiler için Toltekler, 8. yüzyıl ile 12. yüzyıl arasında Meksika’nın merkezinde yaşamış olan Kolombiya yerlileri idî. Başkentleri Hidalgo içindeki Tula idî. 12. yüzyıldan sonra Toltekler Tula’yı terk ettiler. 16. yüzyıldan sonra Toltekler dağıldılar ve bu dağılış, liderleri Quetzalcoatl ile bağlantılı idî. Bu olaylarla ilgili kayıtlardan biri Quetzalcoatl’un Meksika şehrindeki Chapultepec Tepesi’nin altındaki bir mağaraya gittiği ve orada bir başka boyuta geçtiği (Mictlan, Nahual veyâ Omeyocan) ve ortadan kaybolduğu yazılıdır. Her nasılsa, şurası kesindir ki, Toltekler kadîm Meksika ülkesinden başka yerlere yayılmışlardır. Bilgileri ile Mayaları ve başka yerli kültürleri etkilemişlerdir. Burada târihten söz ediyoruz.
Asıl olgu ise şudur: Tolteklerin geçmişin en büyük medeniyetine sâhip oldukları söylenir. Sâdece bugün değil, fakat 16. yüzyıldan beri Aztek (Astec) halkına Toltek denmektedir. Toltek bir bilgi adamıdır, kadîm Tolteklerin büyük bilgeliğinin bir temsîlcisidir. Ve Toltek olmak, bir insânın erişebileceği en yüksek bilgi düzeyine erişmektir.
Sıradan insânlar için Toltekler, birkaç yüzyıl önce ortadan kaybolmuş, bilgelerden oluşan bir Yerli halktır. Toltekler uzun zamân önce ortadan kalkmış olduğu için, herkes onlarla ilgili olarak istediği şeyi söyleyebilir. Nasılsa Toltekler burada değillerdir ve kendilerini savunamazlar ya da en azından böyle görünmektedir.
Son yirmi yıl içinde şamanizm, kültürel araştırılar alanında çalışan antropologlar için önemli bir araştırı konusu olmaktan çıktı, şifâ ve rûhsal gelişim alanları ile ilgilenen ve uzman olmayan kişiler için cezbedici bir konu hâline geldi. “Şamanizm” sözcüğü Sibirya’daki yerli halk arasındaki kaynağından uzaklaştı ve günümüzde çağdaş şehir topluluklarının üyelerinin çoğu tarafından kullanılmağa başlandı.
Aşağıda “Şamanizm” sözcüğünden ne anladığımı ve onu nasıl kullandığımı kısaca açıklayacağım.
Suni bir bakış açısından bakıldığında Şaman, doğaüstü güçlerle ilgilenen ve bunun için gerekli olan bilgi ve güce sâhip olan kişidir. Zamânının çoğunu şifâ vermeğe ayırır. İlgilendiği doğaüstü güçler: rûhlar, ilâhlar, varlıklar, enerjiler ve Tanrı’dır.
Bizim Şamanizm ile ilgilenişimiz, kendi doğaüstü güçleri tarafından iyileştirilmiş ve kutsanmış “gerçek bir şaman” ile buluşarak başlamıştır. Yıllar geçtikçe, bizim Şamanizm üzerine odaklanışımız da değişti. Artık biz şamanlar olmak ve başkalarını iyileştirmek istiyoruz, dünyâyı iyileştirmek istiyoruz. Şamanizm üzerine yazılmış kitâplar, düzenlenmiş workshop’lar ve seminerler bütün dünyâda bol miktarda bulunmaktadır.
"İSA'NIN GİZEMLERİ" ve "İSA VE KAYIP TANRIÇA" kitaplarının yazarları Timothy Freke ve Peter Gandy ile Röportaj
(Harper Collins 1999)
Çeviren: Cengiz Erengil
Soru 1) İsa'nın Gizemleri kitabının temelini oluşturan konularla ilgilenmeye ne zaman başladınız, keşf yolculuğuna ne zaman çıktınız?
(...)
İsa hikayesi ile Pagan mitleri arasındaki benzerlikler bizi sarsmaya başladığında, antik Paganizmin hakikati üzerine kitap yazmak için 'fikir' araştırmasına çıktık. Aynı dönemde Gnostikler olarak tanınan ilk Hıristiyanlar üzerine bir kitap hazırlığı içindeydik. O dönemdeki Gnostiklerin aslında Paganlardan çok az farklı olduklarını gördük. Hıristiyanlığın Paganizmden gelişen bir kol olup olmadığını çok merak ettik. Bu düşünce o zaman 'çirkin bir spekülasyon' olarak gözüküyordu. Biz biri Paganlarla diğeri Gnostiklerle ilgili iki kitap yazmak isterken, Paganizm ile Hıristiyanlık arasındaki bağlantıyı keşfettik. Keşfettiğimiz bu hakikatler bizimle birlikte birçok okurumuzu da derinden sarstı."
1950 yılında Krishnamurti şöyle demişti: "Başkalarıyla aramızdaki ilişkiyi anlarsak, yeni bir toplum yaratmış olacağız; tersi durumda var olan düzensizliği ve karmaşayı sürekli kılmaktan öteye gidemeyeceğiz. Dünyada yaşanan birçok krizi çözmeye yarayacak geniş kapsamlı bir temel sunan İlişki Üzerine, Krishnamurti'nin başka insanlar, toplum ve yaşamın kendisiyle bireyin ilişkisi hakkında en temel öğretilerini içermektedir.
Bu ünlü öğretmen, kişisel krizleri ve ilişkileri ele alma biçimimizin bizleri herkesin sorunlarıyla ilişkilendirdiğini ve bunun daha evrensel bir anlam içerdiğini açıkça ortaya koyuyor. Örneğin bizler aile içinde ve başkalarına karşı gerçekten saygı duymak gerektiğini anlamadan, savaşma nedenlerini ortadan kaldırma süreci başlayamaz.
J. Krishnamurti (1895-1986) dersleri ve yazıları binlerce kişiye esin kaynağı olmuş dünyacatanınan bir tinsel öğretmendi.
Joshua Abelson’un Talmudî ve Rabbinik metinlere ve ‘Rabbinik Metinlerde Tanrı’nın İçkinliği’ konusuna birinci elden vâkıf oluşu ve bu kitâbı yazarken en iyi ve en ciddî Yahûdî öğretim üyelerinin araştırılarına dayanışı, Kabbalah Bilgeliğini tanıtan bu kitâbı, konusunda otorite olan bir Rehber Kitap yapmaktadır.
Kavrayışlarıyla antik dünyayı dönüştürmüş olan ve hâlâ bilim, matematik, felsefe ve sanat dünyalarına esin kaynağı olan Pythagoras ve Pythagorasçıların büyüleyici hikâyesi.
Bu güçlü ve gerçekten yararlı eserde, Ruth Rusca, Kutsal Kitâp’ın yeterince dikkat edilmeyen iki boyutuna eğiliyor: Dişil gizemlerin derinliği ve zengin sunuluşu. Kendi en iç yaşam deneyimlerini, sezgileriyle birlikte Kutsal Kitâp’taki kadınların üzerine yansıtarak konuyu işlemiş oluşunu özellikle dikkate değer buluyorum.
Bu güçlü ve gerçekten yararlı eserde, Ruth Rusca, Kutsal Kitâp’ın yeterince dikkat edilmeyen iki boyutuna eğiliyor: Dişil gizemlerin derinliği ve zengin sunuluşu. Kendi en iç yaşam deneyimlerini, sezgileriyle birlikte Kutsal Kitâp’taki kadınların üzerine yansıtarak konuyu işlemiş oluşunu özellikle dikkate değer buluyorum.
Bu kitâp okunurken, sizi kendine hayran bırakacak ve daha çok, gerçekten insân oluşun ne demek olduğu doğrultusunda içinizi umut ile dolduracak.
Okuyun, düşleyin ve arkadaşlarınızla paylaşın. Bu, tüm dünyânın duymak zorunda olduğu bir mesajdır.
TOM HARTMANN, THE LAST HOURS OF ANCIENT SUNLIGHT KİTÂBININ YAZARI
Victor Sanchez, Toltek rûhsal savaşçılarının yaşamlarına ve pratiklerine ender rastlanır bir pencere açıyor. Azteklerden öncesine dayanan bir geçmişten gelen Toltekler, Dünyâ’yı, yaşayan bir varlık olarak ele alıp, toprakları ile derin bir iletişime geçiyor ve algının alışılmadık güçlerini ortaya koyuyorlar. Yeni binyılın şafağında, onların yerli hayâtta kalış becerilerinin, rûh ve doğa ile uyum içindeki daha iyi bir vaadini nasıl canlandırdığını bu sayfalarda okuyacaksınız.
“Vusamazulu Credo Mutwa, Zulu evreninin ve geleneklerinin şaşırtıcı bir portresini çiziyor. Renkli hikâyeler ve yazarın alçakgönüllülükle sunduğu şifâ sanatı, bizi Afrika geleneksel bilgeliğinin kalbine götürüyor. Mutwa’nın, aksi takdîrde gizli kalacak olanları dünyâya açıklamaktaki cesâreti, büyük bir saygıyı hak etmektedir.”
Malidoma Somé, The Healing Wisdom of Africa ve Of Water and Spirits kitâplarının yazarı.
Geçmişimizin travmatik ya da zor olaylarını, hem yenilenmiş hem de yeniden enerji kazanmış olarak ve bu deneyimlerin içimizde bıraktığı zarardan kurtulmuş olarak tekrâr ziyâret etmek, ya mümkün olsaydı? ‘Duygusal yaraları iyileştirmek’ uygulamı, On Adım Tekniği denilen egzersizler sâyesinde yapılabilir. Bu da bizi, çoğunlukla travma kaynaklı, tekrârlayan duygusal çatışkılar ve ısrarcı olumsuz kalıplardan nihâî olarak özgürleştirebilir.