Ana Sayfa | Site Haritası | İletişim | SSS


Boş bırakmayın.
 
 
Yeni Çıkanlar
 
Dinle Ney'den / Felsefi..
Dinle Ney'den / Tasavvu..
Eğitim Üzerine..
Farklı Bir Yaşam..
İnsan'ın Dönüşümü..
İsa ve Kayıp Tanrıça..
İsa'nın Gizemleri..
Krishnamurti’den Kendis..
Meditasyonlar..
 

Çok Satanlar
 

Batıni Gelenek..

Farklı Bir Yaşam..
İlişki Üzerine..
İsa ve Kayıp Tanrıça..
Kabballah..
Krishnamurti ve PHILOS..
Tanrı Üzerine..
Zihin ve Düşünce Üzeri..

Yazılar
 

Korkudan Özgürleşim ve Krishna..
Rajghat Okulu'nda Çocuklarla B..
Timothy Freke ve Peter Gandy i..

Edebiyat Dizisi

Diktatörler Okulu (Tükendi)

Erich KASTNER

Dizi: Edebiyat
Çeviren: Aykut YAZGAN
Basım: 1. basım 1999
Sayfa: 127
ISBN: 975-8297-01-5
Ölçü: 15 x 19 cm


Etiket: 0 YTL
İndirimli: 0 YTL
adet




  • Arka kapak yazısı
  • Yorumlar
  • Yazarın diğer eserleri

Ön Not

Bu bir tiyatro parçasıdır. Ve buna ait tasarım tam yirmi sene öncesine aittir. O zamanlar birçok
kimsenin, ki buna bu kitabın yazarı da dahildir, bütün ümitleri daha fakirleşmişti ve fakat edindikleri bir tek deneyimden kazançlı çıkmışlardı. Alman örneğinden edindikleri bu deneyim insanların kendi fotoğraflarıyla olan benzerliklerini korudukları halde, tanınamayacak bir şekilde değişebildikleriydi. Bebek elbiseleri giydirilmiş, arka ayakları üzerinde hoplayan terbiye edilmiş köpekler oldukça itici bir görüntü sergilerler. Ama onurunu ve vicdanını aport eden, insan gibi giyinmiş bir insan daha da korkunç bir görüntü sergiler... Ve bütün örneklerin inadına yine de burada onun tarifi denendi...

Bu kitap bir tiyatro parçasıdır. Ve belki de bir satir olarak da algılanabilir. Ama satir değil, insanların parça parça olmuş görüntülerinin de nasıl ötesine geçebildiklerini gösteriyor, abartmadan. Parçalanmış görüntüler onun portresidir. Böyle bir eserin alışılagelmiş, müteşekkir rolleri olduğu söylenebilir mi? Hayır. Ya da karakterlerin gelişmesi? Hayır. Trajik çalışmalar?Hayır. Buna ve benzerlerine dekadant, arka ayakları üzerinde dans eden bir insan izin vermez. Büyük ve günah, acı ve imgelem, bir dramtürjinin asil simgesi hepsi toz toprak içinde. Esef etmek, ama daha önce farkında olmak gerek.

Bu bir tiyatro parçasıdır. Ve etiketleyip kategorize etmek gerekirse, bir ana hareket ve devlet aksiyonu (!) Kanlı bir diktatörlük erdemli bir devrim tarafından yenilgiye uğratılıyor. Ve devrimci katlediliyor ve bir sonraki diktatörlük yerine yerleşiyor. Yapılmış olan ihtilal, yerine yerleşen diktatörlük için sadece bir araç olup çıkıyor. Onun "Truva eşeği...". İki idare de devriliyor, ikisi de klasik devlet müdahalelerinin kurallarına göre. Fakat eski metodlara yenileri ekleniyor. Halk ihtilali de modern silahların bilincindedir. Eskiden bir buyurgan beşbin kişiye hitap ederdi. Bugün on milyonlara hitap ediyorsa, ya on milyonlara hitap eder ya da mikrofonun düğmesi kapatıldığında hiç kimseye... Yenilmiştir ve farkında değildir. Yaşadığını zanneder ve fakat ölüdür... Devlet müdahalelerinin tekniği, tekniğin devlet müdahalelerini hesaba katmalıdır.

Bu bir tiyatro parçasıdır ve bir amacı vardır. Tasarım yirmi seneliktir, amaç daha da eski, maalesef bir türlü eskimeyen bir konu. Hâlâ kronikleşmiş güncellikler mevcuttur.

Erich Kastner

çevirenin bir sözü


almanca bildiğimi zannediyorum. ve bu dilde okuduğum her güzel şeyi anladığımı zannediyorum.
ve kafamın içindeki bütün o güzellikleri kimi zaman birden heyecanlanıp yanlış birtakım duygulara kapılarak kendi lisanımda birileri ile paylaşmak arzusu bende inanılmaz boyutlara ulaşıyor. onları türkçeye aktarırken birden farkına varıyorum ki...

maalesef. ben türkçeyi de bildiğimi zannediyormuşum... bunların hiçbiri tevazu değil. bir dilde
düşünebilmek ve o dilde sezebilmek, duygulanabilmek, hissedebilmek bir olaydır... bütün bunları
yazıya dökmeyi istemek, dökmeye kalkışmak ve nihayet yazmak ise birincisi ile yalnızca ufak tefek ilişkileri olan bambaşka bir olaydır.

bir de dilden başka bir dile bir şeyler aktarmak... küçücük kızınızın kırmızı bir gelinciği size anlatmaya çalıştığında onun minicik kafasındaki kırmızı, gördüğü kırmızı, anlatmaya çalıştığı kırmızı ile sizin kafanızda eski deyim ile, tecessüm eden kırmızı arasında dağlar kadar fark varken, bir alman'ın kırmızısı anlatılamayacak, kimi zaman başka bir dile aktarılamayacak kadar zordur. hatta imkansızdır.

bunları biliyorum. ve yine de kastner'i çeviriyorum. bütün kırmızıların ifade imkansızlıkları içerisinde bir de kastner'in kendi ifade tarzları var ki... bunlar bir almana dahi kimi zaman fransızca gelebilirler. yanlış yaptığımı biliyorum. ama bütün bu yanlışlıkların içerisinden belki minicik ufacık tatlar almak mümkün olur.

daha önce yorum yapılmamış..

 

J.Krishnamurti
 

J.K.'nın yaşam öyküsüne, fotoğraflarına, günlüğünden alıntılara, kısa video kayıtlarına ulaşabileceğiniz J.K. köşesi...

 

 





Copyright © Ayna Yayınevi 2008


Cağaloğlu Yokuşu Edes Han No:40 K:2 Cağaloğlu - İSTANBUL
Telefon: 0 212 513 80 19 - Faks: 0 212 513 81 09

designed by denizdemirdöven