Ön
Not
Bu
bir tiyatro parçasıdır. Ve buna ait tasarım tam yirmi sene öncesine
aittir. O zamanlar birçok
kimsenin,
ki buna bu kitabın yazarı da dahildir, bütün ümitleri daha fakirleşmişti
ve fakat edindikleri bir tek deneyimden kazançlı çıkmışlardı. Alman
örneğinden edindikleri bu deneyim insanların kendi fotoğraflarıyla
olan benzerliklerini korudukları halde, tanınamayacak bir şekilde
değişebildikleriydi. Bebek elbiseleri giydirilmiş, arka ayakları üzerinde
hoplayan terbiye edilmiş köpekler oldukça itici bir görüntü sergilerler.
Ama onurunu ve vicdanını aport eden, insan gibi giyinmiş bir insan
daha da korkunç bir görüntü sergiler... Ve bütün örneklerin inadına
yine de
burada
onun tarifi denendi...
Bu
kitap bir tiyatro parçasıdır. Ve belki de bir satir olarak da algılanabilir.
Ama satir değil, insanların parça parça olmuş görüntülerinin de nasıl
ötesine geçebildiklerini gösteriyor, abartmadan. Parçalanmış görüntüler
onun portresidir. Böyle bir eserin alışılagelmiş, müteşekkir rolleri
olduğu söylenebilir mi? Hayır. Ya da karakterlerin gelişmesi? Hayır.
Trajik çalışmalar?Hayır. Buna ve benzerlerine dekadant, arka ayakları
üzerinde dans eden bir insan izin vermez. Büyük ve günah, acı ve imgelem,
bir dramtürjinin asil simgesi hepsi toz toprak içinde. Esef etmek,
ama daha önce farkında olmak gerek.
Bu
bir tiyatro parçasıdır. Ve etiketleyip kategorize etmek gerekirse,
bir ana hareket ve devlet aksiyonu (!) Kanlı bir diktatörlük erdemli
bir devrim tarafından yenilgiye uğratılıyor. Ve devrimci katlediliyor
ve bir sonraki diktatörlük yerine yerleşiyor. Yapılmış olan ihtilal,
yerine yerleşen diktatörlük için sadece bir araç olup çıkıyor. Onun
"Truva eşeği...". İki idare de devriliyor, ikisi de klasik
devlet müdahalelerinin kurallarına göre. Fakat eski metodlara yenileri
ekleniyor. Halk ihtilali de modern silahların bilincindedir. Eskiden
bir buyurgan beşbin kişiye hitap ederdi. Bugün on milyonlara hitap
ediyorsa, ya on milyonlara hitap eder ya da mikrofonun düğmesi kapatıldığında
hiç kimseye... Yenilmiştir ve farkında değildir. Yaşadığını zanneder
ve fakat ölüdür... Devlet müdahalelerinin tekniği, tekniğin devlet
müdahalelerini hesaba katmalıdır.
Bu
bir tiyatro parçasıdır ve bir amacı vardır. Tasarım yirmi seneliktir,
amaç daha da eski, maalesef bir türlü eskimeyen bir konu. Hâlâ kronikleşmiş
güncellikler mevcuttur.
Erich Kastner
çevirenin bir sözü
almanca bildiğimi zannediyorum. ve bu dilde okuduğum her güzel şeyi
anladığımı zannediyorum.
ve kafamın içindeki bütün o güzellikleri kimi zaman birden heyecanlanıp
yanlış birtakım duygulara kapılarak kendi lisanımda birileri ile paylaşmak
arzusu bende inanılmaz boyutlara ulaşıyor. onları türkçeye aktarırken
birden farkına varıyorum ki...
maalesef.
ben türkçeyi de bildiğimi zannediyormuşum... bunların hiçbiri tevazu
değil. bir dilde
düşünebilmek ve o dilde sezebilmek, duygulanabilmek, hissedebilmek
bir olaydır... bütün bunları
yazıya dökmeyi istemek, dökmeye kalkışmak ve nihayet yazmak ise birincisi
ile yalnızca ufak tefek ilişkileri olan bambaşka bir olaydır.
bir
de dilden başka bir dile bir şeyler aktarmak... küçücük kızınızın
kırmızı bir gelinciği size anlatmaya çalıştığında onun minicik kafasındaki
kırmızı, gördüğü kırmızı, anlatmaya çalıştığı kırmızı ile sizin kafanızda
eski deyim ile, tecessüm eden kırmızı arasında dağlar kadar fark varken,
bir alman'ın kırmızısı anlatılamayacak, kimi zaman başka bir dile
aktarılamayacak kadar zordur. hatta imkansızdır.
bunları
biliyorum. ve yine de kastner'i çeviriyorum. bütün kırmızıların ifade
imkansızlıkları içerisinde bir de kastner'in kendi ifade tarzları
var ki... bunlar bir almana dahi kimi zaman fransızca gelebilirler.
yanlış yaptığımı biliyorum. ama bütün bu yanlışlıkların içerisinden
belki minicik ufacık tatlar almak mümkün olur.