Geç Kalınan Kitap
M. Şeref Özsoy'dan farklı bir çalışma - Sunay AKIN
Orhan
Veli için pek çok yazı yazıldı, kitap hazırlandı. Şeref Özsoy'un
Kanık'sadığım Biri Orhan Veli adlı ilk kitabı bir şairin
nasıl ele alınması gerektiği konusunda başarılı bir örnek oluşturuyor.
-
Orhan Veli, şiirleri ders kitaplarında yer aldığı için adı
en çok bilinen şairler arasındadır. Adı biliniyor ama, tanındığını
söyleyemeyiz. Çünkü, çıkardığı Yaprak gazetesinde ezanın Türkçe
okunmasından vazgeçilmesine karşı yazılar yazan bir şair olduğu
okullarda öğretilmez nedense! Bu yüzden kitabına "Kanık'sadığım
biri" adını koyman çok hoşuma gitti. Bu ilk kitabın bir şairin
nasıl bir duyarlıkla ele alınması gerektiğini gözler önüne seriyor.
Orhan Veli'yi kanıksamaya ve onun için bir kitap yazmaya nasıl
karar verdin?
-
Öncelikle şunu eklemek istiyorum; bir ders kitabına şiirinin alınmış
olmasına getirilen eleştirilere şu yanıtı verir Orhan Veli: "Okul
kitabına girmenin benim için hoş bir şey olmadığını da ilave edeyim.
Okul kitabındaki yazımın öğrenci için ne kadar sevimsiz bir şey
olduğunu kendi öğrencilik hayatımdan bilirim. Yazılarımı okuyacak
olanların onları bir zorlamayla değil, arzu ile okumalarını isterim."
Orhan
Veli'yi ilk kez yirmi yıl kadar önce, ilkokul sıralarında okudum.
Geçen zaman içinde şiirlerini okumakla kalmayıp hayatını da araştırdım
ve yıllar geçtikçe biriken öykülerin çoğalmasıyla da kitabımın
kırtı ortaya çıktı. Orhan Veli için hazırlanan kitapların hepsi
neredeyse birbirinin aynısıdır. Asıl yazılması gerekenler o dönem
yaşayan insanların anılarında kalmıştı. Benim yaptığım da o insanların
yazdıklarını bir araya getirmek oldu. Bu yüzden kitabın bir değil,
birçok yazarı var diyebilirim.
Rakı
şişesinde balık
-
Orhan Veli tuğlanın değil, tuğlalardan oluşan mimarinin güzel
olduğunu söyler. Sen de kitabında bir mimari oluşturdun tuğlalardan.
Dediğin gibi, Orhan Veli için yapılmış çalışmalar birbirine çok
benziyor. Bu benzerlik biraz da şairler, yazarlar üstüne bir iki
laf yuvarlamaya kalkanların yeterli eğime sahip olamayışlarından
kaynaklanmıyor mu?
-
Sanırım onlar genellikle yaptıklarını bir iş olarak gördüklerinden,
içlerinde iyi niyet olsa bile ortaya çıkanlar yetersiz kaldı.
Ne var ki; Orhan Veli gibi rakı şişesinde balık olmayı düşleyen
bir şairi konu alacak kitap yalnızca masa başında hazırlanamaz.
Elbette ki benim çalışmam sırasında da kütüphaneler gezildi, dergiler
tarandı, onu tanıyanlarla konuşuldu, ama aynı zamanda Orhan Veli'nin
adını taşıyan sokaklarda ve parklarda dolaşıldı; bestelenmiş şiirleri
araştırıldı; yürümeyi çok sevdiği için Taksim'den Aşiyan'a kadar
çantada şarap, elde onun şiirleri yağmur altında bile yüründü.
-
Bu farklı çalışmanın sonucunda ortaya çıkan kitabını hazırlarken,
bir pusula var mıydı elinde?
-
Sait Faik Orhan Veli'nin ölümünden 3 yıl sonra şunları yazmış:
"Onu her yıl anmaktan bir fayda çıkmaz gibi geliyor bana.
Genç şair ve eleştirmeciler onun için birkaç kitap yazsalar çok
yerinde olur. Aradan bir on sene geçsin, kıymeti daha çok anlaşılacak
gibime geliyor. Her sene anmak, onu biraz aktüel yapıyor ve yaşayan
şairlerin kıymeti ile kıymetlendiriyoruz. Halbuki aramızdan ayrılan
şairi başka türlü kıymetlendirmek gerekir. Düşmanlıkları ve kıskançlıkları
üstüne çekmek lazım. O kavgaların ve kıskançlıkların ötesindedir.
Bir genç şair eleştirmecinin onu uzun uzun, seve seve bize anlatmasını
bekliyorum."
Her
ne kadar ben her sene onun için, ölüm yıldönümünde Taksim'den
mezarı başına kadar yürüyerek Sait Faik'in "her sene anmak,
onu biraz aktüel yapıyor" deyişine katılmadığımı göstersem
de, bu kitapla sanırım biraz da olsa onun istediği gibi bir çalışma
çıkardım. "Keşke Sait Faik de görebilseydi" demekten
başka bir şey gelmiyor elden. Benim için şüphe götürmez bir gerçek
şu ki "Kanık'sadığım bir Orhan Veli daha uzun bir kitap olabilirdi,
ama seve seve anlattım her öğrendiğimi."
1 2
3
|