Ana Sayfa | Site Haritası | İletişim | SSS


Boş bırakmayın.
 
 
Yeni Çıkanlar
 
Dinle Ney'den / Felsefi..
Dinle Ney'den / Tasavvu..
Eğitim Üzerine..
Farklı Bir Yaşam..
İnsan'ın Dönüşümü..
İsa ve Kayıp Tanrıça..
İsa'nın Gizemleri..
Krishnamurti’den Kendis..
Meditasyonlar..
 

Çok Satanlar
 

Batıni Gelenek..

Farklı Bir Yaşam..
İlişki Üzerine..
İsa ve Kayıp Tanrıça..
Kabballah..
Krishnamurti ve PHILOS..
Tanrı Üzerine..
Zihin ve Düşünce Üzeri..

Yazılar
 

Korkudan Özgürleşim ve Krishna..
Rajghat Okulu'nda Çocuklarla B..
Timothy Freke ve Peter Gandy i..

Aydınlanma nedir?
Aydınlanma nedir? - John WHITE

(...)

"Aydınlanma nedir?"in ebedi soru olması gibi, yanıtı da ebedi bilgelik olarak adlandırılmıştır. Tinsel yolculuğun hedefi budur: insan deneyiminin kalbine erişerek, elmasın kesilmiş her yüzünün aydınlanması gibi, varoluşun anlamına ve gerçekliğin doğasına ilişkin tüm kuşkuyu gideren köklü bir anlayış. Bu, olgusal bir bilgi sorunu olmaktan çok bilgelik duygusu sorunudur; her şeyi bilmek değil, ama pekinliktir.

Ebedi bilgelik değişmez; hakikat tektir. Bu, tüm büyük dinlerin ve kutsal geleneklerin, tüm hermetik felsefelerin, gerçek gizemci okulların ve daha yüksek gizlici yolların bilgeleri tarafından üzerinde anlaşılan bir şeydir. Aydınlanma bütün bunların merkezindeki hakikattir. Daha da açık söylersek, yaşamın özüdür--tüm büyümenin, gelişmenin, evrimin ereğidir. Temelde ne olduğumuzun keşfidir ve şu soruların yanıtıdır: Ben kimim? Neden buradayım? Nereye gidiyorum? Yaşamın anlamı nedir?

Aykırı görünse de, aradığımız yanıt özde daha şimdiden ne olduğumuzdan başka bir şey değildir--Varlık, tüm Oluşun kaynağı ve zemini olan en son bütünlük. Aydınlanma Varlığın hakikatinin gerçekleşmesidir. Doğduğumuz zamanki koşulumuz, hakiki kendimiz geleneksel olarak Tanrı, Kozmik Kişi, Yüce Varlık, her-şeydeki-Bir diye adlandırılan Varlıktır. (Bu arada belirtelim, kimi aydınlanmış öğretmenler--Buda bunlardan biriydi--daha iyi iletişim sağlayabilmek için tanrıtanırcı terimlerden kaçınmayı yeğlerler. Niyetleri böyle dil kullanıldığında ortaya çıkan ve anlamayı engelleyen derin kültürel koşullanmadan sakınmaktır.) Bizler Varlığın belirişleriyiz, ama aynı zamanda kozmosun kendisi gibi Oluş sürecindeyiz--varoluşun kaynağının eksiksizliğini her geçen gün daha güzel bir biçimde dile getiren çok daha üst hallere doğru her zaman değişen, gelişen, büyüyen, evrimlenen bir süreç. Dolayısıyla, bizler yalnızca insan varlıklar değiliz; aynı zamanda insan oluşlarız. Aydınlanma oluştaki varlığın olağanüstü dengeli yerini anlamaktır.

Öyleyse, tüm varoluşun ve tüm deneyimin hakikati kesintisiz burada-ve-şimdiden, şu anda burada olandan, arayan, çabalayan ve soran şeyin başlangıçtaki doğasından, yani Varlıktan başka bir şey değildir. Tinsel yolculuk o hakikati keşfetme ve yaşama sürecidir. Kendini gören göz demektir--ya da daha doğrusu, kendi 'Kendi'sini gören ben. Felsefi terimlerde, aydınlanma tüm ikiliklerin birliğini, tüm karşıtların uyumlu bileşimini, sonsuz çokluk ve türlülüğün tekliğini kavramaktır. Psikoloji terimlerinde, aydınlanma tüm sınırlanma ve başkalık duyusunun aşılmasıdır. Hümanist terimlerde, yolculuğun öğreti olduğunu, yolun ve varış noktasının eninde sonunda bir olduğunu anlamaktır. Tanrıbilimsel terimlerde, Tanrının ve insanın birliğini kavramaktır. Varlıkbilimsel terimlerde, bütün kozmosu aşan ama yine de aynı zamanda hiçbir şey Ondan ayrı olmadığı ya da hiçbir zaman ayrı olamayacağı için her günkü gerçeklik olan tüm hallerin Halidir, tüm koşulların Koşuludur.

**

Aydınlanmaya pek çok ad verilmiştir. Buda "aydınlanmış kişi" anlamına gelir, Christ ve Mesih de öyle. Aziz Paul aydınlanmayı "Tanrının anlayışı aşan huzuru", Richard Maurice Bucke ise "kozmik bilinç" olarak adlandırdı. Zen'de adı satori, yogada samadhi ya da mokşa, Sufilikte fena, Taoculukta wu ya da En Son Tao'dur. Gürciyef ona "nesnel bilinç" adını taktı, Sri Aurobindo Üstün Zihin'den söz etti, mistik okullar ve okült yollar "aydınlanma"dan, "özgürleşme"den ve "kendini gerçekleştirme"den söz ettiler. Benzer olarak, aydınlanma birçok imge ile de simgelenmiştir: Hinduizmin bin taç yapraklı lotus (nilüfer) çiçeği, Hıristiyanlığın Kutsal Kasesi, Budizmin saydam aynası, Yahudiliğin Davud Yıldızı, Taoculuğun yin-yang çemberi, dağın doruğu, kuğu, dingin göl, gizemli gül, ebedi alev.

**

Ad ya da simge ne olursa olsun, sözel betimlemenin ne denli şiirsel ve esinleyici olduğu bir yana, doğrudan deneyimin yerini hiçbir şey tutmaz. Aydınlanma söze dökülemez--sözcüklerin, imgelerin ve kavramların ötesindedir; akıl, mantık, çözümleme ya da bencil-mantıksal-zihinsel varlığımızın herhangi bir yanı ile kavranamaz, zihnin ne denli keskin ve anlayışlı, zekanın ne denli kurnaz olduğunun önemi yoktur. Bir simge açığa vurduğu kadar gizler de; sözcükler ancak hakikat hakkındadır--hakikatin kendisi değildir. Dolayısıyla sözcükler ancak yol gösterir, güvence vermez. Aydınlanma üzerine okumak tinsel bir disiplinin ya da kutsal bir geleneğin uygulamasının yerine geçmez. Edimsel deneyim olmalıdır; kek resimleri açları doyurmaz.

Öyleyse aydınlanmayı kendiniz deneyimlemeniz için kesinlikle "okunması" gereken tek şey Büyük Gizemdir; bunun için de derin düşünce gözüyle okumalısınız, usun gözüyle değil ve hiç kuşkusuz aydınlanma sanayisinin çeşit çeşit büyüleyici malları ile de değil. Dahası, ne denli çetin bir arayışa girdiğinizin, ne denli çok çaba harcadığınızın önemi yoktur, aydınlanma hiçbir zaman elde edilemez--ancak keşfedilebilir. Bunun için hepimiz tinsel geleneklerin lütuf dedikleri şeye bağımlıyız.

Ama bol bol lütuf--şaşırtıcı ölçüde lütuf--vardır. İsa'nın dediği gibi, eğer ekmek isterseniz, size taş verilecek değildir. Arayın, bulacaksınız. Kapıyı çalın, size açılacaktır. Evrensel bir zeka yolun her adımında size gereksinim duyduğunuz her şeyi sağlar. Bütün amacı yalnızca sizi hakiki doğanıza uyandırmaktır. Aydınlanma ya da göklerin krallığı sizin doğuştan hakkınızdır.

Aydınlanmanın doğuştan hakkımız olduğunu önesürsek de bu kolay bir iş değildir. Lütuf herkesin üzerine yağmur gibi iner, ama yine yağmur gibi, ancak onu "yakalamaya" uygun biçimde hazırlanmış bir kap tarafından alınabilir. Hazırlık bir bilinç değişimini kapsar. Bu değişim olmaksızın, yağmurun üzerinden akıp gittiği taşlardan başka bir şey değiliz; ama bu değişimle, gökten yağanı alabilen kupalar ya da kadehler biçiminde oyulup işlenmiş taşlara dönüşürüz.

1 2

J.Krishnamurti
 

J.K.'nın yaşam öyküsüne, fotoğraflarına, günlüğünden alıntılara, kısa video kayıtlarına ulaşabileceğiniz J.K. köşesi...

 

 





Copyright © Ayna Yayınevi 2008


Cağaloğlu Yokuşu Edes Han No:40 K:2 Cağaloğlu - İSTANBUL
Telefon: 0 212 513 80 19 - Faks: 0 212 513 81 09

designed by denizdemirdöven